Bazı şeyler vardır; dış görünüşü veya ambalajıyla insanı tavlar. Kitaplar da, etkileyici isimleriyle böyle çeker işte. Heleyazarı, daha önce okuyup beğendiyseniz; hiç düşünmeden gidip alırsınız.
Amin Maalouf, tarihi romanlarını severek okuduğum bir yazar; Çivisi Çıkmış Dünya’da, gayet etkileyici ve iddialı bir kitap ismi. Okudum. Ama beklentimi yüksek tuttuğumdan olsa gerek, kitap pek doyurucu gelmedi. Dünyanın hakikaten çivisi çıktığına ilişkin saptama da hemfikiriz. Ancak, çıkan yamuk çiviyi düzeltip, yeniden çakma konusunda Maalouf’un daha doyurucu şeyler söylemesini beklerdim.
Yine de altı çizilecek güzel satırlar var kitapta. On birinci sayfada, “Benim derdim bambaşka...” ; kırk beşinci sayfada,“Öncelikli özellikleri istikrar...” diye başlayan satırlar ve ikiyüz beşinci sayfadaki, “Öfkelerime ve kaygılarıma karşın, insanlık serüvenine hala hayranım; can ı gönülden seviyorum, kutlu sayıyorum ve meleklerin ya da hayvanların yaşamına hayatta değişmem onu. Bizler Prometheus’un çocuklarıyız, yaratıyı devam ettiren emanetçileriz, evreni yeniden biçimlendirme işine giriştik ve yukarıda yüce bir Yaradan varsa, onun öfkesine olduğu kadar, övüncünü de hak ediyoruz.” satırları gibi...
Kitabın 211. sayfası ise miadı dolan bir tarihten bahsediyor. Maalouf, bu bitmesi gereken tarihe “Kabile Tarihi” adını veriyor. Artık uluslar, devletler, etnik yada dinsel topluluklar arasındaki savaşların bitmesi gerektiğini; “kutsal” kılıflara bürünmüş bencilliklerin sona ermesini diliyor. Bundan sonra uğruna savaşılması gereken şeyin sadece bilim ve etik değerler olduğunu vurguluyor. Amin Maalouf, “Bütün hastalıkları yenmek, yaşlanma sürecini yavaşlatmak, doğal ölümü on yıllarca, hatta belki günün birinde yüzyıllarca ötelemek...çocuklarımız ve onların çocuklarının uğruna seferber olmaları gereken fetihler yalnızca bunlardır.” diyor. Tam bu son cümleler üzerine düşünürken televizyonda bir genç, “bu fetih ruhu hiç bitmemeli” diyor. Yirmili yaşlarda bir genç adam. Havai fişekler atılan bir kutlama gecesinde, 556 yıl önce gerçekleşen bir fethin coşkusuyla konuşuyor. Işıl ışıl ve mutlu bir yüz ifadesiyle, “Bu fetih coşkusu, artarak sürmeli. Fetih ruhu hiç bitmemeli.” diyor.
Maalouf, kitabının I. Bölümüne; “Aldatıcı Zaferler” başlığını atmış. Bu bölümde, “Arap-İslam alemi birdaha çıkmamacısına, tarihsel bir kuyuya gömüldükçe gömülüyor; bütün dünyaya karşı, batılılara, Ruslara, Çinlilerie Hintlilere, Yahudilere vb. ayrıca her şeyden önce kendisine karşı öfke duyuyor.” cümlesini yazmış. İleri sayfalarda da bu yargısının içini dolduran analizleri var. Sürekli yenilen, kaybeden, gerileyen, sömürülen bir coğrafyadan bahsediyor. 20. yüzyılın Atatürk, Musaddık, Nasır, Ben Bella, Sukarno, Nkrumah gibi umut veren liderlerini anlatıyor. Ama bu liderlere rağmen, Türkiye’nin, İran’ın, Mısır’ın, Cezayir’in, Endonezya’nın, Gana’nın 21. yüzyıla nasıl girdiklerinin altını çiziyor.
Ne kadar hüzünlü bir cümlecik: “Bir daha çıkmamacasına, tarihsel bir kuyuya gömüldükçe gömülmek.”
20. yüzyıl fırsatlarını kaçırıp, 15. yüzyıldan teselli bulmak.
Sizin sayfanıza ilk defa rastladım. Yazınıza yazılacak yorum cümlesi şu olabilir.
"Herşeyi yazmışsınız bize sadece beğenmek kalmış."
Sağlıklı günler dilerim.
Galiba artık pek bir başarı gösteremeyen toplumlar ya da bir arpa boyu yol alamayanlar geçmişteki başarılarından medet umup duruyorlar, bunlardan biri de biz olsa gerek ki; hala içinde "Ottoman Empire" kelimeleri geçen cümlelerde kulak kesiliyoruz. Oysaki fetih ruhunu, bilmem kaç yıl öncede kalmış o eskimiş başarıyı bir kenara bırakıp da eleştiri yapsak ve desekki "ee aldık da ne oldu, nerdeyse mahvettik şehri" diyebilsek. Ya da daha yakın geçmişimizden övünç duyabilsek... Biz aslında bize ne olduğunu biliyoruz da, nasıl çözüme ulaşırız onu bulamadık daha.
Kitabı ben de okudum ve bloğumda yazdım. Nihansum sayesinde sizin yorumunuzu duydum. Çözümler açısından bana da tatminkar gelmedi. Yine de zevkle okunan bir deneme. Atatürk'e verilen önemi de birileri okusun isterim.
Bu yaziya on ayri acidan bakarak onlarca yazi yazmak mümkün.
Bir taraftan insanlara kizarsin ve onlari alir olmadik yerlerde gezdirirsin.
Devletlere kizarsin gelmis gecmisini yerle bir edersin.
Birde insani zoraki dar bir cendereden gecmeye zorlayanlar varki kimse oraya isik tutamiyor ve el yordamiyla ilerliyoruz.
Buda ister yaradan densin,isterse evrensel güc densin tepedekilerin kendisidir.
Bir anlamda insan evrenin asker karincalaridir ve kendinden güclü olan herkese is yapar.
Zaman olur gönüllü,zamanda olur zorla o yola sokulur.
Su anda yine olacaklar aynisi.
Evrenin en büyük ve kapsamli projesi zamana girmek üzere,onun kudretine bakildiginda su icinde yasadigimiza proje bile denmez.
Yani basi kicina karismis bir sistem icerisinde yasiyoruz.
Her proje secime gider ve sectikleriyle yola devam eder,geride kalanlarsa bu bozuk düzen icinde dönmeye mahkum edilir.
Ben o projeden cok uzun bahsetmiyecegim cünkü o kendini hissettirdi ve etkisini artirarak gündeme küt diye oturacak.
Anlatmak istedigim daha baska.
Örnegin yasayan dünya,yani bizimde üstünde yasadigimiz dünya diyorki is yaptigimda basim fena halde agriyor,agrilarimi ancak opium cekerek hafifletebiliyorum.
Burada hemen sorulacak ve denecekki,dünya opiumu nasil cekiyor?
Aci ama gercek suki kendini insanlarin burunlarina kodluyor,bu kodlananlarin ise kesinlikle kurtuluslari yok opium cekecekler.
Dünyada opium ekimini toptan yasaklamaya kalktiginda bir bahaneyle hemen kelleni alir.
Yani buna karsi durmak mümkün degil.
Peki o insanlara ileride ne olacak? cek cek bunun sonu yokki.
Dünya onlari vampir gibi yedi ve kendine aldi.
Burada bu insanlarin zerre sanslari yoktur,cünkü savunma mekanizmalari yok.
Bir baska gücte diyorki benim cinselligim cok agir ve kendimi insan denen minyatürlere dagittim.
Aldikmi basimiza belayi.
Yani bir ömür boyu önümüzde canimizdan esirgeyerek dolandirdigimiz mal bir baskasinin cikiyor.
Bunlar mallarini alandan sonra bize geriye sadece bir boru kaliyor.
Yahu ben bunca yil bu boru icinmi dolandim desenki ne cikar,adam malini alip gitti.
Íste bundan dolayi dedimki burada özgür irademizi kullanamiyoruz fakat bazilari kullandiklarini saniyorlar.
Onlara o hisleri verende onlar.
Peki ne yapacagiz,tanrilara karsi savasmi acacagiz?
Hayir önce uykudan uyanacagiz ve yasami sorgulayacagiz.
Bir kelimeden on anlam cikaracagiz,verilen isi basariyla yerine getirip,kendi becerimizi artiracagiz.
En mükemmelinden güvenebilecegimiz yol arkadaslari secip gücleri birlestirecegiz.
En büyük projeye oynayip bizimde yapacaklarimiz var diyecegiz.
Sizin bahsettiginiz yazar kurbanliklarin görünürdeki hallerini anlatiyor,neden kurban olarak secildikleri hakkinda bir bilgisi yok.
Neden Ísrail,Filistin savasi kör dügüm edildi,neden Afrika yanip tutustu adam bilmiyor.
Ortada dolanipta sahip cikilmayan milyarlarca insan oldugunu biliyorum,bunlar gidecek yer ariyorlar.
Cünkü bunlari kimse projelerine almiyor ve dünya denen yerde bogusmaya terkediliyorlar.
Dünyada yasanacak yerlerin en alt kismi demedikmi.
Dahada aci olanlar var ve sanki herkes kendini kurtarmaya kalkismis vaziyette.
Su anda Türkiyedekileride patika yollarda kosturuyorlar ve diyorlarki,birgün asfalt yola cikarsiniz.
Adam almis seni vurmus daga araki asfalt yol bulasin.
Ínsanlar savasiyor deniyor,baska ne yapabilirki gariban,zamana koymuslar birkez.
Yineliyorum,yasayip görelim.
Bir cocugunuz var ve bunu önüne gecilemez hayallerle büyütüyorsunuz.
Yaslanip elden ayaktan düseceginiz akliniza geldikce,hayal dünyaniz Himalyalar boyutuna ulasiyor.
Hergün is dönüsü diziniz dibine oturtup sirtini oksuyor,ileride onu sekillendirecek secme hikayeler anlatiyorsunuz.
Bir nevi daha cocuk yasamadan kulagindan tutup sinif atlatmaya calisiyor, hayal dünyanizdaki cenneti alaya kral yapiyorsunuz.
Kral olamasakta kralin bahcivani olalim yeter diyorsunuz.
Gel gelelim cocugun cok kötü huylari var,siz ne yaparsaniz yapin cocuk bunlardan bir türlü vazgecemiyor.
Bir kere verdiginiz cep harcligini aninda car cur ediyor.
Bu yetmiyor Ergenekon sorusturmacilari gibi sizden izinsiz cüzdan yoklamasina giriyor.
Kasptan et almis ödeme yapacaksiniz bakiyorsunuz bankonotlardan bazilari sirra kadem basmis.
Bunu yapan cocuk,hani o üstüne titrediginiz oglan,fakat siz görmezden duymazdan geliyorsunuz.
Belki birgün adam olur,olurda ne zaman?
Dahada büyüdü cocuk fakat icindeki hislerde onunla birlikte büyüdü.
Burada bir örnek verelim.
Bir dev beni alip kendi bedenine soktu,cünkü ben ona özenip dev olmak istemistim.
Ílk lafi hemen su oldu,"aletimi kaldir bakalim"
Haydaa buda nereden cikti,ikin sikin birseyin kalkacagi yok.
Yani ben o özendigim devin daha aletini kaldiramiyorum,tümden dev nasil olacagim.
Dev bana dediki daha cok yasamalisin bu isin tek recetesi bu.
Yani yasayip hayat toplayacaksin ve birgün o hayatlari tek bir bedende karmaya sokacaksin.
Íste bu karmadan cikanla gireceksin benim bedenime.
Burada iki sey var,ya devin bedenini hareket ettirecek asamaya ulasacaksin,yada devin ayaklari altinda sürüneceksin.
Her türlü rezalet yasamin amaci bu iste,dev olmak.
Gelelim sizin haseri cocuga.
Zamanla siz birseyi farkettiniz,rüsvet verircesine cebini doldurmak cocuga etki yapmiyor,tam tersi dahada ipini kirar hale geliyor.
Simdi bu cocuk nasil adam olur?
Biz burada seni öldürüp bu ipe sapa gelmez cocugu öksüz birakalim.
Kaldimi simdi sap gibi ortada.
Her basi dara geldiginde sürekli babam diye aglayip gözyaslari döküyor.
Burada tam bir dürzüyü oynuyor cünkü sizi özledigi falan yok,boynuna gecirilen boyundurugu kaldiramiyor.
Sizi arayisinin nedenide boyundurugu kendi boynundan cikarip size vurmak istemesi.
Bir zaman sonra sizden umudu kesiyor ve basinin caresine bakiyor,fakat bu cocuk zengin olmak istiyor.
Cünkü yetisme tarzinda vardi bu.
Birgün birisi buna esrar satma teklifinde bulundu,o anda hicbirsey düsünmeden aninda bir kurgulama yapip olayin icine atladi.
Daha olacaklari yasamadan tomarla paralari gördü.
Limuzinle kizlarla tur attigi simsek gibi cakti kafasinda.
Kac kisiyi zehirleyip,kimlerin canina ot tikayacagini aklinin ucundan bile gecirmedi,cünkü akli o anda bir genc kizin bacaklari arasina sikismisti.
Sonunda dedigini yapti fakat felekte kancayi takmisti.
Birgün bir operasyonla mallariyla birlikte yakalandi.
Sonuc hapihane.
Bir zaman sonra parasi bitti,cünkü söz verenlerin hepside ortadan kaybolmustu,bogaz ise delik nefis ise körlenmek isterdi.
Kogus agasi buna dediki adamim ol,yani bana hizmette kusur etme,bende seni kucagima alayim,malum karsimizda hem düsmanlarimiz var hemde hayat böyle cekilmez.
Bu bir zamanlarin bickin delikanlisi gündüzleri kogus agasinin ayak islerine kosarken,aksamlarida yatagina giriyordu,geride ise tam 10 yili vardi.
Konuyu dahada uzatabiliriz.
Toplumlarda böyle iste,ya birilerine hizmet ederek,yada birileriyle yataga girerek ilerliyor taki hayati ögrenene kadar.
Neden fakir ülkeler zengin olamadi?
Olamaz tabi zengin olabilmek icin önce zenginlik nedir onu bileceksin.
Diyelim zengin oldun,ya birilerine satasirsan,ya paranin gücünü siddete dönüstürürsen ne olacak.
Bundan dolayidirki fakir ülkelerin kaderleri bickin delikanlinin kaderiyle ayni sayilir.
Íslamda bunlari korkuyla hizaya getirmeye calisan bir sistem iste.
Yani islamda pazarlik yok,o adama diz cöktürüyor.
Eger islam olmasaydi hepimiz yanmistik cünkü bunlari durduracak baska güc yok.
Bunlari savasla bile durduramiyorsun o derece inatlar.
Bugün avrupada rahatligi yasayan herkesin yolu bilinki birkez arap cöllerine ugramistir.
Oranin zorlugunu bildikleri icin aman ha deyip ic gecirirler.
Ruhsal anlamda bunun farkindadirlar ve oraya bir daha dönmek istemezler.
Bu arada toplumun huzurunu bozup kargasa yaratanlara yine cölün kapilari aciktir,böylesine acimasiz isler bu cark.
Bilim ve sanatta yeniligi veremezsin oralara cünkü o verileni yasama gecirecek kimse yok orada onlar coktan tasindilar.Yani bir ülkeye bir bulus vereceksen,o bulusu yapacak ustayida oraya gitmeye razi edeceksin.
Daha sonrada o yeniligi bedenine kodlayip zamani bekleyeceksin.
Eger usta o ülkeye gitmeye korkuyorsa,orada ortam at hirsizlarina kalmistir.
Sende dersinki benim bu at hirsizlarinin arasinda isim ne.