Gelişmiş ülkelerin çoğunda yurttaşlığın önkoşulu vergi ödemektir. Bu ülkelerin yurttaşı olan birey, herhangi bir hak arama durumunda hemen; “Ben vergisini ödeyen bir yurttaşım...” diye söze başlar.Yurttaşlık bilinci, vergi ödeme bilincine paralel bir olgudur. Tabi ayrıca trafik, imar, çevre gibi konularda uyulması gereken kurallar gelir. Her birinin belli yaptırım ve cezası olan bu kurallara da uyduğunuz zaman; bir yurttaş olarak üzerinize düşen her şeyi yapmış olursunuz. Artık siz üzerinize düşeni yapmış olmanın rahatlığıyla, yurttaşı olduğunuz devletten çeşitli hizmetleri istersiniz.
Bizim gibi ülkelerde ise yurttaşlığın önkoşulu hep askerlik hizmeti olmuştur. Kimse sizin vergi yüzsüzü, trafik magandası, imar çakalı, çevre katili, tembel, asalak, hırlı, hırsız olduğunuza aldırmaz ama askerlikten yırtmaya çalışırsanız hapı yutarsınız. Zira bizim millet öteden beri kendisinin “Asker Millet” olmasıyla öğünür. Yıllardır 500-600 binlik devasa bir ordu besler ve bütçenin önemli bir kısmını savunma gereçleri için harcarız.
Bu ülkenin kurucusu olan 1. Adam, “Yurtta barış, dünyada barış” demiş. Peşinden gelen 2. Adam da,pek çok ülkenin yıkıma uğradığı II. Dünya Savaşına bizi sokmama becerisini göstermiş. Ama 3. Adam’dan itibaren savaşçı ruhumuz depreşmiş ve gidip taa Kore’lerde nasıl bir “Asker Millet” olduğumuzu kanıtlamaya çalışmışız. O tarihten sonra da adına Nato denilen büyükçe karargahın en sadık lejyoner garnizonu olmuşuz. Bu karargahın patronu olan Sam Amca’nın her bir talimatını harfiyen uymuş ve uzun yıllar kuzey komşudan gelecek kızıl tehlikeye karşı elimiz tetikte beklemişiz. Hatta bu uğurda, yani enternasyonel bir akım olan sol düşünceye karşı koymak için epey şoven milliyetçi olmuşuz.
Nihayet bir gün gelmiş ve baş düşmankızıl komünizmin dahili ve de harici unsurları tarihe karışmış. Sam Amca’nın ise yıkılan Sovyet Rejiminden sonra bölgemizde bambaşka planları varmış. Ve bu yeni proje de bırakın şoven milliyetçiliği; kendi halkının çıkarını savunan, yurtseverlik kıvamında bağımsız millet bilincine bile tahammülü yokmuş. Zira artık enternasyonel akım olarak sol değil liberalizm varmış ve Sam Amca, enternasyonel akımlara en büyük direncin milli düşüncelerden geldiğini geçmiş uygulamalarından çok iyi biliyormuş. Bu yüzden işe söylemi “Milli Görüş” amaözlemi “Ümmet Görüş” olanlardan bir ekip kurmakla başlamış. Gerçi onlarda dünden razıymış, yıllardır laf olsun diye giydikleri göynekleri çıkartmaya. Tabi Sam Amca bir yandan da çivi çiviyi söker misali, kendi bilediği keskin milliyetçiliği köreltmek için başka bir etnik milliyetçilik daha palazlandırmış kısa sürede...
Ve Asker Milletim şaşırmış vaziyette bu gün. 60 senedir her seçimde gidip gidip Amerikancı partilere oy veren necip milletimin kafası hepten karışık bugün. Artık hepimizi, bir gün sonrası ne olacağını bilmediğimiz bir süreç bekliyor. Dilerim, bir mucize gerçekleşir. Bizi bugünlere getiren her türlü şovenist ve dogmatik tanımları bir yana bırakıp; çalışan, üreten ve adil bölüşen bilinçli yurttaşlar oluruz.
(*) Pablo Picasso
'nun İspanya İç Savaşını anlattığı bu tablosuna bakan resim meraklısı bir nazi subayı, küçümser bir ifadeyle dudak bükerek sorar;
Cumhuriyet tarihimizi özetlemişsiniz bir bakıma. Anladığım kadarı ile bu ülkeyi yönetenlerin çizdiği rotadan ki bence bu rota geriye dönüktür, hoşnut değilsiniz. Yazınızı keyifle okudum, çok doğru saptamalarınız var; bilgi birikiminizin hiç de az olmadığı anlaşılıyor.
Dediğiniz gibi ikinci adamdan sonra, bu ülkeyi, Osmanlının son dönemlerindeki "işgal kuvvetleri"nin izdüşümleri yönetiyor.
Sizden bir klasik yazı daha... Bugünkü geldiğimiz durumu tarihsel süreci içerisinde ve ülkemiz üzerinde oynanan oyunları özetleyen çok akıcı bir yazı olmuş. Hele sondaki dipnota bayıldım, yazının etkileyiciliğini daha da arttırmış.
Diğer taraftan ülkemiz üzerinde geliştirilen bu senaryoların aslında ne olduğunu gayet iyi kestirebilmemize rağmen en anlam veremediğim yönetenlerin buna nasıl müsade ettikleri, çıkarlar uğruna nasıl böylesine bölünmeye, milliyetçilik kavramının yok olarak etnik kimliklerin çarpıştığı bir arenaya dönmesine izin verdikleridir. Ya kör olmalılar ki değiller ya da bakıyorlar ama görmeyi bilmiyorlar.
Son günlerde açılımlar peşi sıra gelmeye başladı.Kürt açılımı;Ermeni açılımı;
Suriye açılımı.Gündem öyle hızlı değişiyorki takip etmekte zorlanıyoruz.
Şu an için olan bitenle ilgili yorum yapmak için erken diye düşünüyorum.Olaylar
biraz daha ete kemiğe bürününce bizden ne götürdü bize ne getirdi daha net
tahlil edebiliriz.Ülkemiz için hayırlısı olsun...