DİYALEKTİK KOMEDYA

16/6/2009 - MEMLEKETİMDEN PAŞA-GAZETECİ MANZARALARI

         İleride Genelkurmay Başkanı olabilecekken emekliye ayrılan komutan, (Bir gazeteci için en muteber (!), en dürüst(!), en objektif(!), en güvenilir(!) bilgi kaynağı; “ileride bir şey olabilecekken, olamayan zevatın içinden çıkar. Ama haberin girişinde bunu afişe ederseniz, yaptığınız haber ancak bizim gibi ülkelerde gündemi sallar.) AKP ve Gülen karşıtı eylem planını hazırlayan ekip hakkında Orgeneral Başbuğ'u iki kez uyardığını söyledi. (‘İlker’i Uyardım’ başlığı ikinci uyarı galiba. Üçüncüsü daha amiyane olabilirdi.)  Önceki gün telefonum çaldığında, karşımda tanıdık bir isim vardı. Askerliğimi yaptığım dönemde tanıştığım, emekli bir Orgeneral'in çok yakın bir akrabası, uzun bir dönemdir beklediğim haberi verdi. (Acar gazetecilik böyle bir şey işte. Sabreden derviş muradına eriyor mutlaka. Yeter ki bağlantıyı sağlayacak bir asker arkadaşınız olsun.) Paşa benimle görüşmek istiyordu. "Şehir dışında programları var. Mümkünse bugün" dedi. (Siyasal konjonktür uygunsa, paşa paşa ayağınıza gelir en önemli haber kaynakları) Hemen kabul ettim. Aslında Orgeneral'le daha önce görüşme planımız vardı. Yakın akrabası, askerlik yaptığımız dönemde kendisine, benimle birlikte aynı ilde askerlik yaptığından bahsetmiş, Paşa da askerlik sonrası benimle görüşmek istediğini ona iletmişti. (Ulan ne paşalar varmış. Gazeteci bir an önce teskere alsa da gidip bir içimi döksem. Acaba şu ikbalimi elimden alanların ipliğini pazara çıkartsam diye heyecandan yanıp tutuşan kaç paşa vardır?) Paşayla görüşmek ve tanışmak önceki güne kısmet oldu. (Hani, ben de inanırım, bu nasip-kısmet işine amma velakin bu kısmet epey tasarlanmış. Bilhassa paşa tarafı çok önceden kafaya koymuş gibi sanki.)  Görüşmemiz yaklaşık 45 dakika sürdü. İlk 15 dakikamız, Tarafın yaptığı haberler ve karargâhta tanıdığımız "ortak" birkaç isim üzerineydi. (Karargaha bak yavrum ya. Aksiyon Dergisinden yetişen, Taraf Gazetesinde semiren  gazetecilerin yol geçen hanı gibi. Valla Bülent Arınç haklı. Bu karargahla savaşa girsen, düşmana pek gerek kalmaz gibi.) Tahmin edeceğiniz gibi, Genelkurmay Harekât Başkanlığı'nda hazırlandığı iddia edilen "İrticayla Mücadele Eylem Planı" ilk konuşulan konuydu. Önceki Askeri Şura'lardan birinde emekliye sevk edilen (Yaa anladık mevzuyu. Niye gereksiz tekrar edersin, paşanın süküt u hayalini? E bari şuranın yılını ver de, birkaç gün önceden öğrenelim boynu bükük paşamızın kim olduğunu.) bu isim söze: "Plandan haberim var" diye başladı. (Abi ben burada koptum. Hani kabul ediyorum; paşamın acısı derin, paşamın hakkı yenmiş, paşam dertli, paşam öfkeli...Ama ilk kez görüştüğün bir gazeteciye, böyle kafadan bodoslama anlatılmaz ki her şey. Bari birazcık işin raconuna uygun bir ispiyonaj, istihbarat paylaşımı olsaydı. Hani, gazeteci biraz uğraşıp da ağzından laf alsaydı. Biraz işin zevkine varsaydınız.Ne bileyim, böyle pat diye pek ani olmuş.)  Ocak 2009'da hazırlıklarına başlandığını söylediği plandan, şubat ayında haberdar olmuş. Haberi kendisine ulaştıran isimler ise eski silah arkadaşları. (Hey yavrum bee. Arkadaşlık dediğin böyle olacak işte. Silah arkadaşları ha?! West Point koridorlarında mı öğrendiniz böyle arkadaşlık dayanışmasını?) Benzer senaryolar içeren başka raporların varlığından da söz etti görüşmemizde. "Benzer senaryolar" hakkında ayrıntıya girmemeyi tercih etti. (Dedik ya paşanın ikbali kesilmiş,  paşa da dert çooook. Paşa da anlatacak malzeme çooooook) İlk görüşmemiz olduğu için de konuyu fazla üstelemedim. (E buldun cevher damarını, üstelemene gerek yok ki. Sen zaten üstelemezsen de paşa anlatacak sana. Bakalım daha neler anlatacak. Belki gün gelecek, üç kuruşla açtırdığın ağzı, beş kuruşla kapatamayacaksın. Ama biliyorsun, paşa dertli. Paşanın içi yanmış, ileride şey olamamış işte)    Görüşmemizde bu rapora dayanak olan ve 2003 yılında hazırlanan iki ayrı rapordan da bahsetti. Raporların bir örneğini de incelemem için bana verdi. (Bu paşa artık duramaz. İstese de duramaz artık.) "Paşam, bu raporları bana vermekle suç işlemiyor musunuz?" sorumu, "Kanunsuz işler ne zamandan beri devletin gizli belgesi oldu?" cümlesiyle cevapladı. (Paşa, bir kere yakmış köprüleri. Düşünsenize, bu paşanın savaşta görev yaptığını. Güler misin, ağlar mısın?) Yarın Tarafta ele alacağımız bu raporun, ayrıntılarına da girdi. Paşayla 45 dakika süren görüşmemizde yalnızca İrticayla Mücadele Eylem Planı'nı konuşmadık. Emekliye sevk edilmesiyle ilgili yaşadığı bazı hatıraları, "yazılmamak kaydıyla" benimle paylaştı. (Ahh canım yaa. Bence bu hatıralar 45 dakikaya filan sığmaz. Münasip bir kanalda reality show türünde bir yapımda ele alınsa bu ‘ileride şey olamama’ hatıraları ve izlesek aylarca.)”Mehmet Baransu/TARAF

  

http://www.taraf.com.tr/haber/35690.htm

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->


Hakkımda

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler




Site Meter