Yıllar önce bir yerde okumuştum. Ekonomik ve sosyal konularda çok fazla derdi olmayan İskandinav Ülkelerinde gazetecilik yapmanın zorluğunu anlatıyordu.
Sosyal Devletin henüz ölmediği ve Sosyal Demokrasinin pek çok Avrupa Ülkesinde “refah toplumu” kavramıyla eşdeğer olduğu yıllar. Başta işsizlik olmak üzere pek çok ekonomik sorun halledilmiş ve geri kalmış ülkelerdeki insanların, bir yolunu bulup kapağı atmaya çalıştıkları 60’lı-70’li yılların Kuzey Avrupası.
İşte bu kuzey ülkelerinden Finlandiya’da gazete ve televizyonlar haber konusunda çok zorlanırmış. Dış dünyadan gelişmeleri çok güzel verirlermiş ama ülke içinden bir haber bulup çıkarmada adeta kabız olurlarmış. Eee bir toplumda her şey tıkırında ve yolunda gidince zor tabi gazetecilik yapmak. Bu yüzden Finlandiya’da bir öğretmenin öğrencisine bağırıp-çağırması, bir babanın çocuğuna tokat atması bile manşetlere taşınan haber olurmuş.
Geçtiğimiz iki gün ana haber bültenlerini izleyemez oldum. Televizyon kanallarının hemen hepsi 19-20 saatleri arasını Cem Garipoğlu’nun yakalanışına ayırmışlar. Elimde uzaktan kumanda, ben kaçıyorum illet haber beni kovalıyor. Nihayet Avrupa Basketbol Şampiyonasını izlemeye karar verdim, orada bile canlı yayını bölüp aynı haberi gözüme soktular. Yani anlamak mümkün değil bu habercilik anlayışını. Zaten son altı aydır bu cinayetin yeralmadığı bir haber bülteni göremez olduk.
Hani Ergenekon Davası haberlerinin bile lastik gibi uzatılmasının, ülke gündemindeki pek çok önemli sorunu örttüğünü biliyoruz. Bu ülkede aş-iş ve pastanın adaletli paylaşımı gibi devasa sorunların her geçen gün kronikleştiğini de biliyoruz. Altyapı, şehirleşme, güvenlik, feodal değerler, kültürel yozlaşma, etnik ve inanç temelinde bölünmeler gibi yığınla habis sorunlarımız da var. Ama bir adli cinayet olayı gelip ülke gündemini aylarca meşgul edebiliyor. Demek ki insanımız için bu tür haberler, benim sıraladığım haber konularından daha önemli. Çünkü muhterem basınımız rayting olayını iyi bilir ve bu rayting uğruna Makyavelli’ye bile rahmet okutur. Bu yüzden, sözünü ettiğim haber önceliğinden benim gibi rahatsız olanların kelaynaklar kadar ağırlığı yok bu toplumda.
Pek çok konuda görüşlerine değer verdiğim, basın-yayın işlerini iyi bilen bir arkadaşım bile bu haberler sayesinde zanlının yakalandığını söyledi. Bu arkadaşıma göre zanlı yakalandı ve şimdi de cinayetin arka planı için uğraşılıyormuş.
Ne diyelim?
Bu ülkedeki ilk 500 sermaye grubundan birer velet, her sene birer suç işlesin. Sonra da o grupla sorunu olanların tazyikiyle basın, bu suçu her allahın günü manşete taşısın. Biz de oturup televizyon karşısına izleyelim bu adli-magazinel ve de öncelikli haberleri.
Aş-iş gibi önceliksiz konuları da, 400 sene sonra hakiki türbesini öğrendiğimiz Oruç Baba halleder.
Írtica ve seriati isitip isitip basina tasiyan caylaklar bir zamanlar revactaydi.
Cölasan ve Coskunda bu ise öncülük yapiyorlardi.
Akil var mantik var,bir kere irtica ve seriati tartisacaksan önce diyanet denen kurumu sorgulamak zorundasin.
Öyleya bu ülkede yüzbine varan sayiya ulasmis bir ordu var.
Bunlar devletten maas aliyor ve cumhuriyetin bekciligini yapiyor.
Cünkü kuranlar onun icin kurdular.
Simdi bu celebiler böylesi bir sorgulamadan özenle kacindilar,cünkü sonunda catisacaklardi.
Catismayi göze alamadilar,bunun yerine halki dag tas demeden dolandirdilar.
Gece gündüz,yatip kalkip irtica dediler.
Daha öncede yazdigim gibi ben bunlara yapmayin efendiler ayip oluyor.
Bizleri dana yerine koyuyorsunuz.
Az bucuk olup bitenleri bizde anliyoruz.
Bunlar dinlemediler ve önlerine gelene satastilar.
Derken bunlarinda su kaynaklari kurudu ve kaybolup gittiler.
Íyikide kayboldular.
Simdi bu celebiler habertürk kolleksiyonunda bir araya geldiler.
Dahada gelecek olanlar var galiba.
Burasida tümden alt yapidan yoksun fenerbahceye döndü.
Altyapiya yatirim yapmadan derme catma takim kur.
Milyarlari sarfetsenki ne cikar,bu kafayla basari hic yakalanirmi.
Nitekim yakalayamiyorlar ve olduklari yerde debelenip duruyorlar.
Simdi yazim aleminde milli formayi giydigini sananlarda burada toplaniyor.
Görelim bakalim ne maclar cikaracaklar.
Malum Yasar hocada burada.
Yillarca forvette oynattilar adamcagiz daha bir gol atamadi.
Halbuki gol atamayan forvet kizaga cekilmeliydi.
Buda bir umut iste.
Belki birgün atar.
Allah büyükya.
O her ise bir care bulur.
Buldu iste.
Sol ve liberallerin büyük umutlarla Yasar hocanin eteklerine kapanmasinin bir nedeni vardi.
Onu dinci kesime karsi kalkan olarak kullanacaklar,iktidara gelmelerinin önüne set cekeceklerdi.
Yasam bunu yemedi hocayla birlikte ona umut baglayanlarida kafese kilitledi.
Simdi diyorlarki,Erdogan karizmasi cok yüksek bir politikaci.
Su anda rakibi olmadigi gibi gelecektede ufukta kimse görünmüyor.
Halbuki adamin saci basi gidip yolunmus tavuga döndü.
Buna bile rakip olamiyorlar.
Eger sen kerameti Erdoganda görürsen olacagi bu.
Asil olansa onu halkin basina musallat eden zamani sorgulamak.
Bu yapilmiyor iste.
Zamani sorgulamak zamanda yaptiklarinla es degerdedir.
Konumuz neydi?
Basin yoluyla halkin oyalanmasi.
Oda oyalanmasin canim.
Ben hep gece calisirim,karsiligimda ise bir isvecli calisir.
Bu is arkadasim Ísvecin en büyük sabah gazetesine abone olmus.
Abonelere ise gazeteler gecenin bir yarisinda ulastirilir.
Dolayisiyla arkadasim bu gazeteyi gün boyu okur.
Birde bizim firmanin en cok satan aksam gazetesiyle anlasmasi var ve cesitli benzin istasyonlarindan bedava alir okuruz.
Íceri ilk girdigimizde dogru gazetenin bulundugu rafa gider alip cikariz.
Elbiselerimiz resmi oldugu icin kimse sormaktan öte bakmaz bile.
Anlatmak istedigim su.
Ben bu gazeteleri hergün okurum.
Hergün ayni haberleri okumaktan icime gina geldi.
En büyük haber ise tecavüz olayi.
Bir kiz sabaha kadar icip eglenmis,sonra biri bunu ya arabasina almis,yada metroda takibe ugramis.
Daha sonra caliliklar arasina yatirmislar falan.
Bazan erkeklerede tecavüz etmiyorlar degil tabi.
Íste mansetten verilen en büyük haber bu,bunun ötesine gecene askolsun derim.
Arada sirada cinayetlerde islenir ve bir iki günde onu kovalarlar.
Buraya bir hikaye sikistiralim.
Íki yil önce bir yaz günü hapishaneden bir firar olayi yasandi.
Bunlar Ísvecin en azili katilleri diye anonslar yapilip,masnsetlere yansidi.
Ben dedimki birkac gün icerisinde bu hiyarlari armut gibi toplarlar.
Cünkü polisin elindeki teknige göre bu zibildaklarin kacip kurtulma sanslari hic yoktu.
Olayi polis hemen neticeye ulastirmadi,halbuki nereye gittikleri biliniyordu.
Polis bunlari takibe aldi takip ettikce is uzadi ve aradan birkac gün gecti.
Bu arada radyo,tv,ve basin alabildigine yararlandi bu isten.
Daha sonra halk korkmaya basladi,dedilerki evimize kadar gelebilir.
Durum bu asamaya gelince polis eliyle koymus gibi bunlari teker teker topladi.
Bi kere kacislari akillara durgunluk verecek derecedeydi.
O sartlarda,kapali kapilari yarip cikmak imkansiz birseydi fakat yardilar ve kactilar.
Demem suki,eger bir hastahane kurduysan hastanida bulacaksin.
Aynen üretilen mala pazar bulundugu gibi.
Bunlarda baktilarki ülkede yaprak kimildamiyor,bari biz birseyler yapalim dediler ve böylesine komik bir olayi günlerce bize yasattilar.
Nitekim sonunda bir itirafta bulundular ve dedilerki,isvec devlet tv,sini bu yaz iste bu olay kurtardi.
Yani kimse yazin sicaginda kalkip tv,ye bakmiyormus,bu olay olunca ister istemez acmak zorunda kalmislar.
Ergenekon olayida böyle bir tezgah iste onun icin önemini kaybetti.
Yani suni bir olaydi ve gelip gecti.
Olanlar artik kimseye heyecan vermiyor.
Derken Cem abimiz yetisti imdada,bir zamanda onu kovalarlar sonrada ortaya yeni birsey cikarirlar.
Esek degillerya.
Türk devleti böylesi fetbaz konularda bir hayli tecrübe kazandi ve nerede nasil bir manevraya girecegini biliyor.
Kendine göre birde medya yetistirdi oda hik demis babasinin burnundan düsmüs.
Bir ara solcularla ugrastilar oranin suyu kuruyunca ortaya alevi sünni sorunu attilar.
Baktilarki bu sorun el yakacak, sonra ari kovanini kürtlerin basina irgaladilar.
Oda yetmedi ortaya irtica ve seriat gibi ne idügü belirsiz kavramlar sürdüler derken tüm dereleri kuruttular.
Dereler kuruyunca göletlere su gelmez oldu ve simdi göletlerde kuruyor.
Derken tüm anadolu topragi göbeginden catlayacak.
Eger ondan önce siz catlamazsaniz.
Ínsanlar farkli boyutlardan geldigi icin herkes kendi boyutuna göre bir tepkiye girer.
Eger yasananlari rezalet olarak görüyorsaniz bilinki bunlar kisiye sabir kazandiriyor.
Sikmaktan disleriniz dökülse bile öylesi bir yarari vardir.
Bir baska alemde kulaginizin dibinde bagirsalar bile,bu ne diyorki diye sadece bakiyorsunuz.
Öylesine kamil bir ortama girmis oluyor kisi.
Ve orada diyorki,iste bu yasadiklarim beni bu hale getirdi.
Buda bir kazanim iste.
Yinede hakkini vermek gerek,bu kücük ülkede toplam gazeteler en az bes milyon satiyor.
-----------------------
Bunlardan biri söyle diyor.
Har just fått nya räckviddssiffror för sommaren. De är fantastiska.
En genomsnittlig dag i juli nådde Aftonbladet nästan 2,7 miljoner läsare (2 673 000).
iki milyon altiyüz yetmis üc bin satiyorlarmis bir günde.
Bunlarin bir rakipleri var bu kadarda onlar satiyor.
Íkide sabah gazetesi var onlarda bunlara yakin sayilir.
Demekki halk okuyorki bu kadar basiyorlar.
Çok klasik bir örnektir ve gazetecilik bölümünde ilk öğretilendir; "Bir köpek bir insanı ısırırsa bu haber olmaz, ancak bir insan bir köpeği ısırırsa haber olur" Ama şimdi bakıyorum da bizim ülkemizde sanki hergün köpekler insanlar tarafından ısırılıyormuş gibi haberlerle dolu ortalık. Ben artık ana haber bülteni seyretmeyi bıraktım, hatta bırakalı çok oldu. Bir tek birşey mi iyi gitmez bu ülkede dedirtiyor insana haberler, moralim bozuluyor, canım sıkılıyor, geleceğe ait umutlarım azalıyor. Oğluma nasıl bir ülke bırakacağım diye düşünüyorum, onun geleceği için endişeleniyorum, bu ülkeye bir çocuk bile fazla diye düşünüyorum öte yandan. Kardeş yalvarmalarına kulağımı tıkıyorum çoğunlukla. Hiç bir konuda kendimi güvende hissedemediğim ülkemde geleceğimizden endişelenmek en doğal duygu oldu içimde. Tüm bunları bilirken üzerine bir de bu haberleri dinlemeyi ruhum kaldırmıyor. Televizyon dizilerinde, filmlerinde +7 diye ibareler var, şiddet korku ögesi içeren ve çocukların izlememesi gereken, yaş sınırını belirten ibareler. Tüm ana haber bültenlerinin başına +21 konmalı diye düşünüyorum. Oğlumdan gelen bazı sorulara cevap bile veremiyorum, kaşla göz arası o anda kanalı değiştirmeye çalışırken, bir anda "anne, adam neden kadına vuruyor" deyiverince ne desem diye düşünüyorum ve cevap bulamıyorum. İnternetten haberleri gazeteleri takip edeyim diyorum, sayfayı açar açmaz karşıma "İşte Türkiye'nin Seri katilleri" başlıklı haberi geliyor, takılıyor gözüm. Sırf seyrettikleri filmlerden ya da sırf macera olsun diye insanları öldüren gençlerden bahsediliyor. Herkes kendince komplo teorileri üretiyor bahsi geçen cinayetle ilgili, her kafadan bir ses çıkıyor, herkes olayın dedektifi kesilmiş durumda, benim yine midem bulanıyor yine kapatıyorum televizyonu. Sonra bir dost gelip duygularıma tercüman oluyor ve bu haklı eleştirilerle dolu yazıyı yazıyor işte ben de böyle dolup taşıyorum ve içimi boşaltıyorum bir yorum kutucuğuna. Üzülüyorum, 4 yıl gazetecilik okumuş biri olarak gazete okuyamama, haberi hayatımdan çıkarmama....
Nihan Özdemir