7/6/2009 - WHAT HAPPENED?

Kahvaltıdan sonra oturup tıkladım “Explorer”ı. Pek çok insan gibi “dünden beri neler oldu dünyada” merakı. Üstteki manşeti görünce, canım hiçbir şeyi okumak istemedi. Hemen bilgisayarı kapatıp çıktım...
Kitaplığın iki kapağını açıp bakmaya başladım, son alınan birkaçı hariç şeffaf naylonla kaplı kitap sırtlarına. Tarihte Neler Oldu? Gordon Childe. Sanırım soyadı yüzünden elim uzandı, alan yayıncılıktan çıkan ve benim 25 Kasım 1985 tarihini attığım bu kitaba.
Tarihte neler oldu? Orijinal adıyla, What Happened in History?
Bunu kaplarlarken naylonum bitmiş galiba ve ince, uyduruk bir naylonla kaplamışım. Ön sayfanın ortasından yırtılmış ve ince naylon soğan zarı gibi incelip pörsümüş...
Yazar, Neolitik Barbarlık ve Paleotik Vahşet gibi esas bölümlere geçmeden, kısa ama doyurucu bir tarih girişi sunuyor. İnsanların dili keşfetmesini, konuşarak iletişim kurmalarını çok güzel anlatıyor. Maymunun, uzun ve dar bir borunun içindeki muzu alabilmek için akıl yürüterek düşündüğünü. Sonra bulduğu bir dal parçası ile muzu borunun içinden çıkardığını. Yani, “maddi bir sınama ve yanılma sürecine başvurmaksızın” sorunları çözme yeteneğine sahip olduğunu. Ama bunu düşünüp, yapabilen bir maymunun zihninde sadece muz “resminin” imge olarak görülebildiğini; muzun bir “kelime” olarak maymun tarafından dille ifade edilemediğini. İnsanın ise muzu hem resim, hem de kelime olarak beyninde imgelediğini...
Nihayetinde insanın muz denilen nesne hakkında hem düşünebildiği, hem de konuşabildiğini vurgulayıp temel yargısını ifade eden cümlesini yazıyor, Gordon Childe:
Dil denilen toplumsal araç, insanın somutun tutsaklığından kurtuluşudur.
Acaba, şu hayvanlar alemi somutun tutsaklığından kurtulup dile gelseydi. Birkaç yüz kelimeyle de olsa konuşma yeteneğine sahip olsaydı. Bu gezegende şiddet ve öldürme ilkelliği, sadece biz insanlara özgü bir davranış biçimi olarak kalırdı?
Kesinlikle böyle olurdu. Yalnız biz öldürürdük. Biz kan dökerdik. Biz can alırdık. Ne çok seviyoruz öldürmeyi. Paleotik Vahşet Çağlarından onbinlerce yıl geçmesine rağmen; “somutun tutsaklığından” kurtulup iletişim kurabilme yeteneğimize, daha nice yetenekler katmamıza rağmen hala öldürüyoruz.
En çok sevdiklerimiz kurban, en çok sevdiklerimiz katil. Kulaklarımda yıllar öncesinden kalan Ruhi Su Ezgisi: “Ölen ben, öldüren benden...”
|